Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Eylül 2011 Pazartesi

MİLİS YÜZBAŞI RECEP REİS ( İpsiz Recep ) VE KAHRAMAN UŞAKLARI

 
"Savaşta dik duran başımızı siyasette eğemeyiz"

Recep Reis  (1828-1928) 

Atatürk'ün "Recep Amca / Emice " diye hitap ettiği kahraman çeteci.


Onlar Karadenizli yurtseverlerdi, Harb-i Umumi ve Harb-i Milliye için silah kuşanmış, ölüme "Horon"la gitmişlerdi. 
Onlar Karadeniz'in topraklarından gelip, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde milletin toprağı için savaşmışlardı.
Atatürk'ün Rize jandarma Alay Kumandanı Şükrü Bey'e emir vererek Hafız Muharrem'in kuvvetleriyle cepheye iltihakının sağlanmasını emretmesi üzerine ; Rize, Hopa ve Ardeşen'de tellallar çıkartılarak, yüzlerce insanın Hafız Muharrem'in emrine girmesi sağlanacaktı.                                                                                     

Keçeli; müfreze efradının toplanmasını ve Topal Osman'la görüşmeye de şöyle temas etmişti;

"Toplanananların bir kısmı posta seferini yapan gemi ile bir kısmı da büyük bir motorla yola çıktılar. Trabzon'a vardıkları zaman Topal Osman Ağa'nın adamları ile karşılaştılar.Bu vesile ile eğlenceler tertip edildi,ziyafetler verildi.Topal Osman, çetenin ihtiyaçlarını karşılamak için beş yüz lira kadar para verdi. Bu para ile giden kuvvetlerin yiyecek ihtiyaçları karşılandı.
Ereğli'ye gelip de İpsiz Recep'in yanına varıldığı zaman, İpsiz Recep, Topal Osman'a bu parayı iade etmiştir."

Bu yolculuk çok  güç hava şartları altında yapılmıştır.Trabzon'dan hareket ettikten sonra şiddetli bir fırtına çıkmıştı. Samsun'a büyük güçlükler içinde ulaşılmış ve fırtınanın geçmesini beklemek için orada   altı gün beklemek  mecburiyeti hasıl olmuştu.
Ereğli'ye varan ve İpsiz Recep emrine giren eşkıya ve gönüllülerin sayısı 280 kişi idi.Sonra diğerleri de gelecek1000 kişi olacaklardı .       Bir ölüyor, bin doğuyorlardı onlar.  
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
ve
RECEP REİS.

Recep Reis'in Milli Mücadele dolayısıyla  Atatürk ve Fevzi Çakmak'a ilişkin düşüncelerini yakınlarından öğreniyoruz. Silah arkadaşı Hafız Muharrem'den oğlu Mehmet Keçeli'ye, ondan da geleceğe intikal eden anlatımların en belirgin yanı, Kuvay-i Milliye üst kadrosunun Recep Reis'e güvenidir.Kumandanlar dahil makam sahipleri, Recep Reis'i sadece cesaretin ve yurtseverliğin bir timsali olarak görmemiş, ona hürmette kusur etmemişlerdi. Kendisine "amuca" yani amca olarak hitap edilişinde hem yakınlığın hem de büyüğü saymanın ifadesini buluyoruz.

Recep Reis,savaş sonrası çetenin önde gelenleri yaklaşık 25 efradı ile Ankara'ya gelmiş ve bando ile karşılanmıştı. Ankara'da iki akşam kalmışlar ve Atatürk'ün iltifatlarına mahzar olmuşlardı.Oradaki karşılama tam bir şölene dönüşmüştü. Yazı bilenler katip sınıfında, mesleği olanlar da teknik bölümlerde görevlendirilmiş, memleketlerine dönmek isteyenler yine bando ile uğurlanmışlardı. Birliğin kalan efradı,gemiden Trabzon'da inecek ve atlı olarak Rize'ye gelecekti.

Mehmet Keçeli,Recep Reis'le silah çatan   babası Hafız   Muharrem'in anlatımına dayanarak;Atatürk'le karşılaşmasını şu şekilde ifade etti. 
"İpsiz Recep'e herkes amca diye hitap ettiği gibi Ankara'ya gelip Atatürk tarafından kabul edildiğinde aynı hitapla ve iltifatla karşılaşmıştı.Mustafa Kemal'in yakın bulup takdir ettiklerine sorduğu "Benden ne istersin?" sorusuna verdiği cevapta Karasu'ya yerleştiğini,mümkünse kaymakama ve askeri erkana "Amcam oradadır,onu gözetin" diye emir vermesinin yeterli olacağını söylemişti.
Atatürk bununla yetinmemiş ve Recep Reis'e iki yüz elli lira maaş bağlatmıştı. Paradan başka her şeye önem veren Recep Reis, yeni kurulan Tayyare Cemiyeti'ne (Türk Hava Kurumu) bu maaşını bağışlayacaktı. 

Efradının çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalara göre Recep Reis, çeteye tezkere verip dağıttıktan sonra Meclis'te Atatürk'ün huzuruna çıkmış, onun "Recep Reis bir daha harp olursa ne kadar kuvvetle gelirsin?" sorusuna, "Çetem dağıldı, yanımda bir yeğenim var, ne zaman emredersen atımı ve silahımı alır gelirim" cevabını vermişti. 
 
Rize Sahil Parkına (Çaykur Gn. Md. karşısı) Recep Reis'in heykeli dikilmiştir.               
İpsiz Recep’in Milli Mücadele’deki yeri çok önemliydi. Katılmasında en önemli rolü ise 23’ncü Fırka Kumandanı Atıf Bey oynamıştı. Binbaşı Tufan’ın 43’ncü Alayına bağlanan çete, gözünü budaktan esirgemeden savaşmıştı.
Recep Reis ise bu mücadelede milis yüzbaşılığa kadar yükselecekti. Sakarya Nehri’nin Kandıra yakasında Yunanlılar, Karasu tarafında da Milli Kuvvetler bulunuyordu. Sakarya, Ereğli ve Boğaziçi’nde baskınlar yapıp silah ve cephaneye el koymakla kalmaz, düşmanı da yıpratırdı.
Çetesine ilk katılan Mehmet Kaptan olmuştu. Rizeli Mehmet işgal İstanbul’unda düzenlediği bir baskın sırasında Çeşme Meydanı’nda İngilizler tarafından yakalanmış ve işkenceden geçmiş biriydi.

Recep’in yanındakiler her geçen gün büyüyecek, işgalcilerin korkusu haline gelecekti.Çete her seferinde değişik baskın yöntemleri uyguluyordu. Bazen motorla Şile’ye geliyorlar, kara yolu ile Boğaziçi’ne gelip Küçükağız’da cephane yüklü Yunan gemilerini basıp tüm yükü Anadolu’ya sevk ediyorlardı.
İpsiz Recep’le kader birliği yapanlardan Zekeriya Tiryakioğlu, Batum harekatını Murat Sertoğlu’na şöyle anlatmıştı:
“Ben bombacıydım. İpsiz Recep’le birlikte bize Orek Tabyaları’nı ele geçirme emri verilmişti. Rus askerlerinin bu kadar karşı koyacağını sanmıyorduk. Batum önünde tam bir hafta savaştık. Sonunda Orek Tabyaları’nı ele geçirdik ve Türk bayrağını diktik.”
Recep Reis Milli Mücadele’nin şanlı gemisi Alemdar’ın kurtarılmasında da yer almıştı. Çarkçıbaşı Osman Efendi şiddet gemiye ihtiyaç olduğunu biliyor ve gemiyi kaçırmaya karar veriyordu. Gemi personeli ile birlikte 23 Ocak 1921 gecesi yola çıktığında başarı şansları oldukça azdı. Uluca ile Çamlı arasında Fransız gambotuna yakalanmış ve Ereğli Limanı’na yakın olan Çobançeşme mevkiine sokmayı başarmışlardı. Baba Burnu’nda mevziilenen Recep Reis ve adamları yaylım ateşine başlıyor ve Fransız gambotunun iki ateş arasında kalmasını sağlıyordu. Mücadele 2 saat sürmüş ve Alemdar kurtarılmıştı.
Mart 1921 ise İpsiz Recep’in düşman değil, dalgalara yenildiği tarihti. Kocaeli cephesine silah götürmek üzere yola çıkan İpsiz Recep, fırtınadan motorlarının arıza yapması üzerine İnebolu’ya çıkmak zorunda kalmıştı. İnebolular onu coşku içinde karşılıyordu. Bir hafta kalmış, kafile “Hicret”in onarılmasından sonra yola çıkmıştı. Kaymakam İsmail Hakkı Bey, Kastamonu Valiliği’ne durumu telgrafla bildiriyordu:
“Kocaeli cephesine sevk edilmek üzere hava muhalefetinden İnebolu’ye gelen Hicret motoru ile 51 kişilik Recep Reis ve çetesi motorlarını tamir ederek yola çıkmışlardır."
(İnebolu, şifre-7 Mart 1921, sayı:256)
II. İnönü muharebesi sırasında bir Yunan taburu Sakarya’nın batısında Seyfiler’de karargah kurmuştu. Recep Reis ve birliği 29 Mart 1921’de gerçekleştirecek, Sakarya yakınındaki Boğaz bölgesine hücum eden bir başka Yunan taburuna geçit vermeyecekti. Recep Reis’in savunması 12 saat sürmüş, düşman kuvvetleri Boğaz hattını yarmak imkanını bulamamıştı. Bölgede savunma hattını iki hafta koruyan Recep Reis, daha sonra Kocaeli Grup Komutanlığı’nın 17 Nisan 1921 tarihli emri gereği, Sakarya bölgesinden hareketle Hendek-Sakarya üzerinden Çatalköprüler mevkiine gelmişti. Bu sırada Mürettep Kolordu Komutanı Kazım Bey, karargahını Düzce’den Gevye’ye nakletmişti ve hatıralarında Recep Reis’e de yer verecekti:
“Kolordumuz 6 piyade taburu, 6 top ve 1 milli süvari alayından meydana geliyordu. İpsiz Recep’in milli müfrezesi de vardı.                      (İpsiz Recep bu sıralarda 70 yaşını aşmıştı)
Ali Fuat Paşa’nın da emrinde çalışmıştı. Abaza Seyit’i vurup, Keskin’de Yunan karargahını da basan oydu.

Birliğin düzenli orduya katılışı ve 41’nci Alay’ın 3’üncü Taburu’nu teşkil edişi 8 Mayıs 1921 tarihini taşır. Düzenli orduya katılışında şüphesiz Muhittin Paşa’nın büyük etkisi olmuştu. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı yayınlarından edinilen bilgilere göre Recep Reis 19 Ağustos 1921’de Kocaeli bölgesindedir.

hayde  Rize’ye

Ana  Sayfasına 
 dönmek için aşağıdaki linki tıklayın